Kayıtlar

24 Hour Party People (2002) 24 Saat Parti İnsanları

Resim
70'lerin ikinci yarısından 90'ların bir kısmını da kapsayacak şekilde Manchester şehrinde müzik alanında sahneye çıkardığı gruplar, kurduğu plak şirketi ve Hacienda isimli müzik kulübüyle önemli işler başarmış Tony Wilson'ın çalışmaları ve yaşamı eğlenceli bir şekilde anlatılıyor 24 Hour Party People (2002) filminde.

Eserin kurgusu ve Tony Wilson'ı canlandıran Steve Coogan'ın bir nevi belgesel sunarcasına anlatımı 24 Saat Parti İnsanları filmini daha da eğlenceli kılıyor. Tony Wilson'ın kendine has karakteri ve olaylara yaklaşımı, bakış açısı, zaman zaman değindiği ilginç bilgiler de bu karakteri daha sempatik yapıyor.

Filmde yer alıp haklarında başka filmler izlediğim birkaç grup için de izleme önerileri eklemek istiyorum. Sex Pistols için Sid and Nancy (1986) ve Joy Division için Control (2007).

Filmin imdb profili: https://www.imdb.com/title/tt0274309/


Suçludan Yana Yer Alan Filmler

Resim
Dün gece Martin Scorsese'nin The Irishman (2019) filmini izledim. Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci gibi usta oyuncuların yer aldığı bu film Amerika'daki İtalyan mafyasının önemli üyelerini, 50'lerde, 60'larda, 70'lerde işledikleri suçları ve gerçekleştirdikleri etkinlikleri anlatıyor; iyi bir film.

Ancak bu filmi izlerken düşünmeden edemedim ve aklımı bir soru kurcalayıp durdu. Bu yazıyı yazmaya çalışmama da yol açan bu soru sadece bu filme ya da Scorsese filmlerine özgü bir soru değildi; suçludan yana yer alan filmlere dair bir soruydu. The Irishman'de de gördüğümüz üzere içli dışlı olduğumuz kahramanlarımız oldukça ciddi suçlar işliyorlar ve bizler de onların bunları nasıl yaptıklarını seyrediyoruz. Burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor birçok kere. Son derece tatlı bir şekilde, sempatiyle ve bağ kurmamıza yol açacak şekilde suçları bizlere anlatılan bu karakterler bizlere birer suçlu olarak gösterilmiyor.

Burada kastettiğim suçlar, yanlış olan kurallar…

The Savage Innocents (1960) Vahşi Masumlar

Resim
Gülmek, paylaşmak ve doğanın yasalarına uygun şekilde yaşamak üzere hayatlarını biçimlendiren eskimoları konu alan The Savage Innocents (1960) filminde bölgeye gelen beyaz adam kendi medeniyetiyle eskimoların kültürüne müdahale etmeye çalışır.

Doğal, sade ve basit yaşayışlarında mutlu bir şekilde hayatlarını sürdüren eskimoların kültürlerine dair çok sayıda bilgi de öğrenmemizi sağlayan eser aynı zamanda eskimo yaşamıyla günümüz yaşamını, eskimo kurallarıyla günümüz kurallarını kıyaslayabilmemizi sağlıyor.

Vahşi Masumlar (1960)'ın başrolünde Anthony Quinn yer alırken eserde Arabistanlı Lawrence'tan tanıdığımız Peter O'Toole da önemli bir role sahip.

Bu film gibi vahşi yaşamla modern yaşamı bir arada sunan ve çölde, sıcakta geçen bir diğer film için: Walkabout (1970)

Sinema sanatı açısından çok değerli bir eskimo belgeseli için: Nanook of the North (1922)

Filmin imdb profili: https://www.imdb.com/title/tt0053244/



Koroshi no rakuin (1967)

Resim
Bir grup profesyonel kiralık katilin numaralandırılarak derecelendirildiği bir ortamda bu suikastçilerden birinin diğer katillerle mücadele içerisinde geçen yaşamına heyecan verici ve estetik sahnelerle daha yakından konuk oluyoruz.

İnsani zaaflara sahip başkahramanımız, öldüremeyenin öldürüldüğü profesyonel kiralık katillik dünyasında bir hata yapar ve başı derde girer.

Müziği, kendine has tarzı ve seri katillerin yaşamını yakından göstermesiyle Koroshi no rakuin (1967) filmi değerli bir eser.

Film Criterion Koleksiyonu'nda da yer alıyor.

Filmin imdb profili: https://www.imdb.com/title/tt0061882/


Requiem for a Heavyweight (1962) Ağırsikletçiye Ağıt

Resim
Kariyerinin sonlarına yaklaşmış Dağ lakaplı Louis Rivera 20 yaşındaki Muhammed Ali'ye karşı nakavt olur ve boksu bırakmak zorunda kalarak hayata onurlu bir şekilde tutunmak için iş aramaya başlar.

Yıllardır beraber çalıştığı menajerini çok seven Dağ, Anthony Quinn'in harika oyunculuğuyla çirkin, kaba ve sert yapısının altında son derece saf ve iyi kalpli bir karakteri yansıtır. İş bulma kurumunda tanıştığı Grace Miller ile dostluk kuran Dağ, ona onurlu bir iş bulma konusunda yarıdmcı olmaya çalışan ve birlikte hoş vakit geçirdiği bu kadınla adeta güzel ile çirkin hikâyesinden doğan bir ilişki içerisine de girer.

Dağ'ın menajeri Maish ise boksörünün daha kısa sürede yenileceğine dair bahis oynadığı için bir mafyaya para kaybettirir. Maish bu nedenle Dağ'ı bir güreş oyununa çıkarmaya ve kurmaca bir şekilde, soytarılık yaparak insanları eğlendirmesini sağlamaya çalışmaktadır; bu sayede borcunu ödeyecektir.

Dostluk, saflık ve onur gibi kavramları çok iyi bir şekilde işleye…

The Harder They Fall (1956) Daha Sert Düşerler

Resim
Humphrey Bogart'ın ölümünden bir yıl önce oynadığı kariyerinin son filmi olan The Harder They Fall (1956)'da gazetesi kapanan bir boks yazarının parayı ahlakın ve onurun önüne alıp tanınmayan bir boksörü balon gibi şişirerek ruhunu şeytana satışını izliyoruz.

Daha Sert Düşerler (1956) boksörlerin artık aktör konumuna düştüğü ve menajerlerle imtiyaz sahiplerinin her türlü şikeyi yaparak insani hiçbir değeri önemsemeden ceplerini parayla doldurduğu bir ortamda yıllarca namusuyla çalışmış bir gazetecinin kendisini içine soktuğu yanlış yoldan özünde var olan iyi yanıyla kurtulmasını da anlatıyor.

Filmin imdb profili: https://www.imdb.com/title/tt0049291/


The Wicker Man (1973) Hasır Adam

Resim
Kayıp bir kız çocuğunu araştırmak üzere karadan uzaktaki bir ada kasabasına giden Hristiyan polis memuru Howie daha önce bulunduğu hiçbir yerleşim yerine benzemeyen bir kültüre sahip bu adada pagan inanışı ile karşılaşıp bu kültürün geleneklerini deneyimler ve çocuğu arar.

Eski inanışlarla daha sonraki inanışlardan olan ve günümüzde büyük bir nüfusun inandığı Hristiyanlığı karşı karşıya getirerek anlatmak istediklerini harika bir şekilde sinema aracılığıyla aktaran The Wicker Man (1973) eseri pagan inanışlarıyla Hristiyan inanışlarını kıyaslama ya da farklı inanış biçimlerine dair düşünme imkânı da sunuyor izleyicilerine.

Çağlar öncesinde insanların yaşadığı gibi hayvanlara ve doğaya önem veren, ekinlerini büyüten güneşe tapan ve cinselliğin mülkiyete dönüşmediği, çıplaklığın ayıp kabul edilmediği ve törenlerle tanrılarına ibadet ederek yaşayışını sürdüren ada sakinleri günümüzdeki yaşayış biçimleriyle olumlu ya da olumsuz olarak kıyaslanabilecek birçok şey düşündürtebilir izleyiciler…

11'e 10 kala (2009)

Resim
Yönetmen Pelin Esmer'in, amcası Mithat Esmer'in koleksiyonculuk tutkusunu anlatan ve Mithat Bey'in kendisini yansıttığı 11'e 10 kala (2009) filminde yıllardan beri gazeteleri, ansiklopedileri, kitapları, pulları; dürbünleri, içkileri, telefon görüşmesi kayıtlarını ve daha türlü türlü şeyleri (birine bir şey olursa diye, uygun türdekiler arasından) çifter çifter saklayıp biriktiren yaşlı bir adamın gerçek öyküsünü izliyoruz (gerçek olan kısım koleksiyonculuk kısmı; kurgusal kısımlar değil). Mithat Esmer filmden öğrendiğimiz üzere gençliğinde Amerika'da okumuş, yüksek tahsil sahibi birisi de aynı zamanda.

Hikâyesiyle zaman zaman çıkartan filmde Mithat Bey koleksiyonları sürdürmeye ve geliştirmeye devam ederken eskidiği için yıkılmak istenen binadaki komşuları tarafından da hem evini boşaltmak istemediği hem de bir sürü şey biriktirdiği için hor görülür.

Kapıcı Ali'yle ilişki kurup onu işlerini görmesi için sahaflara ve kütüphanelere gönderir Mithat amca ve yaşlıl…

Lorenzo's Oil (1992) Lorenzo'nun Yağı

Resim
Genetik bir hastalık olan ALD'ye yakalanan çocukları Lorenzo'nun tedavisi için kendilerini adayan ve bilim yoluyla bir yağ elde etmeyi başaran Odone Ailesi'nin gerçek hikâyesine konuk oluyoruz Lorenzo's Oil (1992) filminde.

Azim, sevgi, fedakârlık gibi insani duygularla beraber bilimin ışığında çocuklarını hayatta tutmak için ilerleyen bir ailenin binlerce çocuğun hayatını kurtaran etkileyici öyküsü.

Filmin imdb profili: https://www.imdb.com/title/tt0104756/


Scener ur ett äktenskap (1974) Bir Evlilikten Manzaralar

Resim
Marianne ve Johan onuncu yılını doldurdukları evliliklerinin çok yerinde gittiğini düşünürken ilerleyen zamanda ilişkileri daha çalkantılı bir hal alır ve her iki karakter de yıllar geçtikçe kendi yollarını çizmeye başlar. Scener ur ett äktenskap (1974) filminde.

Marianne ve Johan çiftinin evlilikleri, cinsel yaşamları, birbirlerine karşı davranışları ve hayattan beklentileri üzerine birçok diyalogla dolu olan ve tamamına yakınını bu iki karakterle birlikte geçirdiğimiz  Bir Evlilikten Manzaralar (1974) filmiyle kadın erkek ilişkileri ile evlilik üzerine bolca deneyimle beraber birçok bakış açısı da elde edilebilir diye düşünüyorum; özellikle bekârlar ve genç yaşta olanlar için.

Liv Ullmann'ın etkileyici ve başarılı bir oyunculukla canlandırdığı Marianne karakteri yıllar içerisinde kendisini keşfedişi ve kendisi için de yaşamayı öğrenişiyle kocasının onu terk edişinden sonra örnek alınacak bir değişim yaşamayı başarıyor. Johan karakteri de genç Paula'yla ilişki yaşama hevesiyl…